17 Şubat 2012 Cuma

Aşka Bir Şans Daha ~ Georgette Heyer

Şu yazımda bahsettiğim ve geçen hafta ilk kitabı okuyarak rafa kaldırdığım kitaplarımdan ikincisine geçtim. Ben kitap ne kadar sıkıcı yada konusu ne kadar akmasa da elimden bırakmadan okuyan, en azından emeğe hak veren bir okuyucuyum. Ama hayatımda çok ender olarak birkaç kitabı okumadan bırakmışımdır. Bu kitap da o listede yer alarak okunmadan bırakıldı. Kitap hakkındaki bilgilere bakalım.




Kitap Koridor Yayınları tarafından Aşka Bir Şans adıyla 2010 yılında yukarıdaki kapakla raflarda yerini aldı. Yazar Georgette Heyer tarafından 1934 yılında The Convenient Marriage ismiyle aşağıda yer alan ilk kapakla yayınlandı. Kitap daha sonra bir çok değişik kapakla yayınlansa da orjinal kapak aşağıda gördüğünüz şekildedir.



Kitabın Konusu:

Evlenme vaktinin geldiğine karar veren Kont Rule, kendisi için en mantıklı ve uygun olan seçimi yaptı. Eş olarak seçtiği Leydi de Kont’un teklifini kabul elti. Fakat Leydinin düşünmeden hareket eden aceleci ama çekici kız kardeşi Horatia’nın başka planlan vardı. Ablası Lizzie sevdiği adamla evlenirse, kendisi de Kont’la evlenebilirdi! Horatia’nın cesareti, ailesini şaşırtmakla kalmadı, Kont’un da aklını karıştırdı. Horatia, Kont için en uygun eş olmayabilirdi ama bir insanın onun yanında sıkılmasına imkân yoktu. 

Kitabı yorumlamaya gelince; okuduğum en kötü romanlardan biriydi. Kitabın arka kısmında 'parlak bir zekanın ürünü olan diyaloglar' diye yazıyor. Kitaptaki diyaloglar o kadar yoğun ve sıkıcıydı ki, okurken sanki ben konuşuyorum gibi çenem yoruldu. 

Kitapta hizmetçiden tutunda sokaktan öylesine geçen bir adamın en derin düşüncelerine bile yer verilmiş. Yazar kitapta adı geçen her kişiye kitapta diyalog verince, kitap adeta bir tiyatro senaryosuna benzemiş. Kitapta çok fazla karakter yer alması ve kitabın ilk sayfalarından itibaren sizi bu karakter karmaşasının içine çekmesi, kitabın en negatif özelliği. 

İtiraf ediyorum kitabı sadece 7. bölüme (99.sayfa) kadar okudum. Ancak bu bile kitabı elimden bırakmam için yetti de arttı bile. Kitabın iki ana karakteri Kont Rule (ana erkek karakter) ve Horatia (ana kadın karakter) arasında duygu, his ve romantizm eksikliği o kadar bariz ki, insan bu iki kişinin birbirine aşık olmasını bekleyemiyor bile. Yazar için 'tarihsel aşk romanları denilince akla gelen ilk yazar' deniliyor arka kapakta. Dürüst olmak gerekirse Jane Austen hayranı biri olarak bu yazarın onun tırnağı bile olamayacağını düşünüyorum. 

Ben bu düşüncemi sadece tek bir romanına dayanarak verdim. Yazar elli yıllık yazarlık hayatında altmıştan fazla roman yazmış. Ve yazdığı 'tarihsel dönemi' yaşamış biri olarak çok başarılı olduğunu düşünmüyorum. Yazar  Georgette Heyer (1902-1974) yılları arasında yaşamış yani Regency dönemi İngiltere'sini yansıttığı romanlarının en azından bir kısmını görme şansına erişmiş. 

Yine de dediğim gibi kitapta diyalog ve bol karakterden başka birşey yok. Hatta ben kitabın finaline de baktım. İki ana karakterimiz son 5-6 satırda ancak 'yakınlaşma' diyebileceğimiz bir şeyler yaşıyorlar. Kitapta tek düze bir anlatım ve derinlemesine bir konu yok. Yüzeysel ilişkiler ve bol diyalog içeren kitaplardan hoşlanıyorsanız okuyabilirsiniz. Dediğim gibi 'historical romance' yada 'tarihsel aşk romanları' tutkunuysanız eğer uzak durmanız gereken kitapların başında geliyor. 

Toparlamak gerekirse eğer ben ettim siz etmeyin. Sakın almayın ve okumayın! :)

Puan: 10 / -10 (eksi 10)

8 yorum:

  1. Yazarın diğer kitaplarını okudun mu peki? İlk kez bu kadar beğenmediğin bir kitaptan söz ediyorsun. Asla okunmayacaklar listesinde alındı. Madem sen söyledin vardır bir bildiğin diye düşünüyorum :) Ne de olsa sen bu tür kitapların pirisin artık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarın diğer kitaplarını okumadım. Ama sen yazınca hemen gidip kontrol ettim. Yazarın aynı yayınevinden çıkan Frederica ve Kalp Hırsızı adlı kitapları çıkmış. Alınmayacaklar listesine eklendi :)

      Bilirsin beni bu tarz romanlardan çok fazla okumuşluğum var. Zevk kişiden kişiye değişse de ben bu konuda kendimi epey bilgili sayıyorum ;)

      Sil
  2. ben de mümkün olduğu kadar her kitabı sonuna kadar okurum sanki bir kitabı yarım bırakırsam arkamdan ağlarmış gibi ama ara sırada da olsa ben de yarım bırakıyorum ne yapayım bence sen ilk kitabı beğendiğin için bu kitap bir hayal kırıklığı olmuş ilk bu kitabı okusaydın belki sonuna kadar dediğin gibi emeğe saygı diye devam ederdin ama merak edipte beğenmeyince insan iki kat soğuyor okuduğundan aslında konuyu okuyunca okunabilir geliyor ama anlattığın gibiyse ben de şans vermem herhalde :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun zaman sonra seni tekrar aramızda görmek çok güzel :) Yok kitabın ikinci olmasıyla bir alakası olduğunu sanmıyorum. Kitabı bıraktıktan sonra başka bir romana başladım, şimdilik gayet güzel ilerliyor :) Şu kitapların arka kısımlarının albenisine kapılıyorum ben :) Yazarın diğer kitapları alınmayacaklar listemde artık ;)

      Sil
  3. "Convenient Marriage" (Münasip Evlilik) başlığını "Aşka Bir Şans Daha" diye çevirmeleri boşuna değilmiş:) O arka kapak yazılarına da hiç güven olmuyor, bazen uydurma sıfatlar ve ödüller bile yazabiliyorlar. Ne diyelim geçmiş olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabın adı 'Aşka Bir Şans Daha' ama yazarın diğer kitaplarına ikinci bir şans vermeyi düşünmüyorum. Genelde kitap almadan araştırırım ve okuyucu yorumlarına bakarım. Ama Carrefour'da indirimde görünce aldım. Şans işte :)

      Sil
  4. Bende fazla dayanamayıp arada atlayarak okumuştum kitabı. Özellikle esas kızın konuşmaları beni sinir ediyordu. Hayır anlamadığım ne ara birbirlerini sevdiklerini anladılar? Kız sürekli adamın parasını kumarda yiyip, üstüne şımarık şımarık ortalarda dolaşan birisiydi. Adam da kendi halindeydi. O kadar kitap okudum. Bu kadar pasif bir Kont görmedim. Kız resmen elinde oynattı adamı. Royce Westmoreland olcaktı da görecekti gününü hıh! Neyse artık bu yazıyı okuyanlar/okumuş olanlar bizim gibi magdur olmaz:D

    YanıtlaSil
  5. @blackswan seninde dediğin gibi karakterler arasında değil kimya iletişim bile yoktu. Atlaya atlaya okumama rağmen kitabı hiç ama hiç beğenmedim. Kız bildiğin ezik bir salak, adam ise ondan da beter pfff Neyse bir hataydı oldu. Bu tecrübe yazarın adını kara listeme eklememi sağladı :) Offf Royce gibi bir erkek karakter olsaydı zaten roman bir şaheser olurdu hehe

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...