Filmler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Filmler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2011 Çarşamba

Rönesans Temalı Dönem Filmleri

Daha önce Ortaçağ Temalı Dönem Filmleri başlığında filmlerden bahsetmiştim. Şimdi sıra rönesans dönemini anlatan filmler. Tabii filmlere geçmeden rönesans nedir onu da yazalım. ;)





Birçok kaynakta kafa karıştıran tarihsel detaylarla dolu açıklamalar mevcut. Bu yüzden bende can sıkmayan kısa bir satırla anlatayım. 14-16. yüzyıllarda İtalya’da klasik modellerin etkisi ile sanat ve yazın alanındaki canlanış olarak tanımlanır. Ayrıca ekşisözlükteki şu yorum da çok çok açıklayıcı:


"sanattan, mimariye, edebiyattan, müziğe kadar, insanın kendini, tabiatı, geçmişini yeniden yorumlamasıyla varolan kilisenin dar düşünce sisteminin ve bu düzenin yarattığı kokuşmuş çürümüş taraflarının hızla ortadan kaldırarak yerini modern ve bilimsel düşünce anlayışına bırakan bu gelişmelerle avrupaya bir de "burjuva" denilen yeni bi sınıf hediye eden insanın gücünü yine insana hatırlatan 15 yy. aydınlanma süreci."


Filmler yine alfabetik sıralı ve animasyon türlerini de içeriyor.

RÖNESANS TEMALI DÖNEM FİLMLERİ



 
1492: Conquest of Paradise (1992)
A Man for All Seasons (1966 - 1988)
A Midsummer Night's Dream
Anne of a Thousand Days (1969)
Anonymous (2011)
As You Like It (2006)
Christopher Columbus (1985)
Elizabeth (Cate Blanchett)
Elizabeth I (Helen Mirren)
Elizabeth R (Glenda Jackson)
Elizabeth I the Virgin Queen (Anne-Marie Duff)
Ever After: A Cinderella Story (1998)
Hamlet (Kenneth Branaugh, Mel Gibson, David Tennant)
Henry V (1989)
Henry VIII (2003- Ray Winstone)
Henry VIII and His Six Wives (Keith Mitchell)
King Lear
Lady Jane (1986)
Looking for Richard (1996)
Luther (2003)
Macbeth
Mary, Queen of Scots (1971)
Mary of Scotland (1936)
Mill and the Cross (2011)
Much Ado About Nothing (1993)
Nostradamus (1994)
Othello (1995)
Princes in the Tower (2005)
Princess de Montpensier (2010)
Richard III (Laurence Olivier, Ian McKellan)
Romeo and Juliet (Leonard Whiting & Olivia Hussey)
Romeo and Juliet (Leo Dicaprio & Claire Danes)
Romeo and Juliet (Jonathan Firth & Geraldine Sommerville)
Rosencrantz and Guildernstern are Dead (1990)
Shakespeare in Love (1998)
The Agony and the Ecstasy (1965)
The Fountain (2006)
The Golden Age (2007)
The Merchant of Venice
The New World (2005)
The Other Boleyn Girl (2003 -Natasha McElhone, Jodhi May)
The Other Boleyn Girl (2007 - Natalie Portman, Scarlett Johannson)
The Prince and the Pauper (2000)
The Sword and the Rose (1953)
The Taming of the Shrew (1967)
The Tudors (2007 - 2010)
Twelfth Night (1996)
Young Bess (1953)

9 Ekim 2011 Pazar

Ortaçağ Temalı Dönem Filmleri

Bilen bilir ben dönem kitaplarını yani İngiltere ve İskoçya’da geçen kitaplara bayılırım. Bu demek oluyor ki ben dönem filmlerine de bayılıyorum. :) Facebookda üyesi olduğum [historical romance tr] şahane bir kitap sayfası var. Türkçe paylaşımlar yapan bu sayfaya göz atmanızı öneririm. Geçenlerde sayfa yöneticisi güzel bir film listesi paylaşmıştı. Ben de dönem filmlerini sevenler için blogumda paylaşmak istedim. 





Peki Ortaçağ nedir diye soran olursa şöyle kısaca açıklamak lazım gelir. wikipedia şöyle açıklamış: Kavimler Göçü ile başlayıp İstanbul'un (ms.1453) Fatih Sultan Mehmet tarafından fethine kadar geçen dönemdir. ;)


Filmler alfabetik sıralı. Yıllara göre değil ;) Liste sadece filmleri değil animasyonları da kapsıyor.





ORTAÇAĞ TEMALI DÖNEM FİLMLERİ



A Connecticut Yankee in King Arthur's Court (1989)
A Kid in King Arthur's Court (1995)
A Knight in Camelot (1998)
A Knight's Tale (2001)
A Young Connecticut Yankee in King Arthur's Court (1995)
Aladdin (1992)
Becket (1964)
Braveheart (1995)
Brother Sun, Sister Moon (1973)
Cadfael (1994 - 1996)
Camelot (1967 - 2010)
Dragonheart (1996)
Ella Enchanted (2004)
El Cid (1961)
Excalibur (1981)
First Knight (1995)
Francesco (1989)
Francis of Assisi (1961)
Genghis Khan (1965)
George and the Dragon (2004)
Hildegard of Bingen (1994)
How to Train Your Dragon (2010)
Ivanhoe (1982)
Ivanhoe (1997)
Joan of Arc (1999)
Kingdom of Heaven (2005)
King Arthur (2004)
Ladyhawke (1985)
Lionheart (1987)
Macbeth (1971 - 1998)
Marco Polo (1982)
Merlin (1998)
Mohammad, Messenger of God (1977) (The Message)
Monty Python and the Holy Grail (1975)
Mulan (1998)
Notre Dame de Paris: Musical (1999)
Prince Charming (2001)
Prince Valiant (1997)
Prince of Persia: Sands of Time
Princess of Thieves (2001)
Quest for Camelot (1998)
Robin and Marian (1976)
Robin Hood (various years)
Robin Hood: Men in Tights (1993)
Robin Hood: Prince of Thieves (1991)
Prince of Jutland / Royal Deceit (1994)
Saint Patrick: The Irish Legend (2000)
Shrek (2001)
Sinbad and the Eye of the Tiger (1977)
Sinbad the Sailor (1947)
Sleeping Beauty (1959)
Snow White (2001)
Snow White and the Seven Dwarfs (1937)
Stardust (2007)
Storybook (1995)
Sword of the Valiant (1982)
The 10th Kingdom (2000)
The 13th Warrior (1999)
The Black Cauldron (1985)
The Hunchback of Notre Dame (1977 -  1982 - 1996)
The Keeper: The Legend of Omar Khayyam (2005)
The Last Unicorn (1982)
The Lion in Winter (1968, 2003)
The Lord of the Rings (1978)
The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring (2001)
The Lord of the Rings: The Two Towers (2002)
The Lord of the Rings: The Return of the King (2003)
The Messenger: The Story of Joan of Arc (1999)
The Mists of Avalon (2001)
The Navigator (1988)
The Princess Bride (1987)
The Sword in the Stone (1963)
The Zany Adventures of Robin Hood (1984)
Time Bandits (1981)
Timeline (2003)
Titus (1999)
Tristan and Isolde (2006)
Willow (1988)
Young Ivanhoe (1995)

1 Mayıs 2010 Cumartesi

The Painted Veil – Ölümün Kıyısında AŞK…





Canım dostum mavi'm geçtiğimiz günlerde The Painted Veil'i izlemiş ve beni meraklandıran güzel bir yorumla blogunda yayınlamış. Ben de doğal olarak merak ettim ve geçtiğimiz günlerde izledim. Gerçekten ama gerçekten bir filmden çok çok daha fazlası var bu yapımda. Oyunculuklara zaten hiçbirşey söylenemez Edward Norton ve Naomi Watts yeteneklerini adeta konuşturmuşlar. Somerset Maugham'ın romanından uyarlanarak John Curran'in yönetmenliğini üstlendiği baş oyuncularımızın diğer yandan yapımcılığını da üstlendikleri bu film arşivinizde yer almaya aday.


Fimin konusunu burada yazmak istemiyorum. Zira mavi'm blogunda bu konuyu çok harika bir şekilde paylaştı. Ziyaret etmenizde fayda var.  Ben konuyu yazmaktan direkt yorumlamaya geçiyorum.


Dürüstçe söyleyabilirim ki oyunculuklar süper, görsellik harika, müzikler şahane ancak hikaye vasat. İnsan izlerken Naomi ve Edward'ın performanslarının çok azını sergilediklerini adeta hissediyor. Hikaye biraz daha kaliteli olsaydı bu güzel film 64. Altın Küre Ödüllerinde aldığı En İyi Film Müziği Ödülünden daha fazlası götürürdü evine. Oscar heykelcikleri toplardı mesela. Filmin afişine aldanıp basit, romantik ama heyecanlı bir film bekleyerek bu filmi izlemeye başlayanlar film bittikten sonra aslında hiçte öyle olmadığını rahatlıkla anlayacaklardır. Film Amerika'nın misyonerliğine, kolera hastalığının aslında cahillikle ne kadar alakalı olduğuna, ilişkilere, aşklara derinlemesine bir bakış atıyor.





Senaryoda çok fazla boşluklar olsada izlenmesi gerekli bir film diye düşünüyorum. En azdından Edward ve Naomi için bu film mutlaka izlenmeli.


Film hakkında daha fazla bir şey yazmıyorum. Zira ekşi sözlükte çok güzel iki yorum yazılmış filme dair. Merakınız biraz daha artsın diye burada onlarıda paylaşmak istiyorum.


"film kadının mavi gözlerinin ardından anlatıyor her şeyi; adamsa filmde sadece kadının duygularını ve hayatını etkileyen biri olarak var. geçmişi hakkında mesleği hariç hiç bir bilgi verilmemiş ve nasıl biri olduğunuysa, kadının aksine davranışlarından adım adım öğrendik. belki de bu yüzden, hikaye kadının hikayesi olduğu için, filmin sonunda adam aldatılmayı affetse de, izleyici/okur kadını bağrına basamayacağından; yazar, kadını babası belirsiz bir bebekle tek başına bırakmayı uygun görmüş.
eğer koleradan ölen adam değil kadın olsaydı, kurban ve kahraman o olacaktı. ikisi de hayatta kalsa kadın yeterli cezayı görmeden kıskanılası bir mutluluğa konacaktı. yani, erkek gözüyle kadın öyle büyük bir suç işlemiş ki, ne mutluluğa ne de genç ölüp kitabın kahramanı olmaya layık görülmemiş. yazar tarafından ömrünün sonuna kadar sürecek bir arafa mahkum edilmiş.


magnolia daki polis basit, ama sihirli derecede yer edici monoloğunda diyordu ki - önemli olan kimi ve ne zaman affedeceğimizi bilmektir-.


tutku, aşk, sevgi ve evlilik, birbirini öldüren ya da birbirinin yerini alan şeyler mi? yoksa doğurmakta mı biri diğerini...
kiki öyküde kendisi olgunlaşırken, büyürken, izleyeni de büyütüyor.
- spoiler -
eğer senaryo vasatsa ne yazık ki yaşam da bir o kadar vasat. evet istioruz ki; dr fane kapıyı kırsın ve her ikisini de kurşunlasın ya da boşasın ya da kitty onu hiç aldatmasın. dr fane ölmesin, en azından çocuğun babasının o olduğu kesin olsun.
--
neden ki? ne zamandan beri yaşamın gerçekleri masallarda bile ahlak kavramının ideallerine uymak zorunda? ahlak ne zamandan beri bir yaşam biçimi ki? ne zamandan beri evrensel ya da değişmez ki? kendimzi daha yüce hissetmenin sanal bir yolu işte.


tüm zayıflıklarıyla ve tüm güçlü yanlarıyla hem dr fane hem kitty son derece gerçekler. o kadar gerçekler ki walterın yasını tutuyor ve kittyi özlüyorum."




Canlar bu güzel filmi sizlerde izleyin. Sonu biraz üzücü olsada kaliteli bir yapım lezzetli bir oyunculuk izlemiş olmanın verdiği mutluluğa değer ;) İyi seyirler...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...