9 Şubat 2012 Perşembe

Beni Bana Bırak ~ Mary Balogh


Kitap Epsilon Yayınevi tarafından Ekim 2010 tarihinde Beni Bana Bırak ismiyle yukarıdaki kapakla raflarda yerini aldı. 

Yazar tarafından ise The Secret Pearl (Gizemli-Gizli İnci) adıyla Eylül/1991 tarihinde aşağıdaki kapakla yayınlandı. 


Kitabın Konusu:

Onur ve sorumluluklarına hapsolmuş bir adam: Vücudu yara izleriyle kaplı bir savaş kahramanı.Ve yaralarını yüreğinde saklayan kaçak bir kadın.İkisini bir araya getiren talihsiz bir gece.Birbirlerinin yaralarını sarabileceklerini keşfederken,Aralarında kıvılcımlanan güçlü tutkular.
Adam Kent onu ilk olarak gece vakti Londra’daki bir tiyatronun önünde, gölgeler içerisinde görür. Hayatta kalmak için vücudunu satmak zorunda kalmış çekici bir kadındır karşısındaki. 

Fleur Hamilton büyüleyici gözlere sahip bu iyi giyimli centilmenin kurtarıcısı olacağına hiç ihtimal vermez. Onunla aynı yatağa girdiği zaman da bu yabancıyı bir daha göreceği aklından bile geçmez. 

Fakat Fleur daha sonra küçük bir kıza mürebbiyelik yapmak için bir teklif alır ve bu teklifi kabul eder... Gece yarısı beraber olduğu centilmenin güçlü bir asilzade olduğunu keşfedince de şaşkına döner. 
Tutuşan kalpler ve üzerlerinde dolanıp duran bir skandal tehdidi... Cevaplanmayı bekleyen önemli bir soru kalmıştır geriye: Fleur metres mi olacaktır yoksa bir eş mi?




Kitabı anlatmadan önce karakterlerine de göz atalım: 

Fleur Hamilton: Fleur gizemli bir geçmişle ve sakladığı büyük sırla Londra'nın arka sokaklarında açlıktan ölmemek için yapabileceği en son şeyi yapıyor. Bedenini ücret karşılığında bir adama veriyor. İşte erkek karakterimiz burada devreye giriyor.

Ridgeway Dükü Adam Kent: Zengin ve yakışıklı genç dük sahip olduğu ünvanın arkasına gizlenmeyip Waterloo savaşına katılmış ve bu savaştan aldığı ağır yaralarla geri dönmüştür. Savaşa gitmeden önce aşık olduğu Sybil adındaki genç kadınla evlenmiştir. 

***

Şimdi ben özellikle bu kitabı çok ama çok beğendiğimi söylemek istiyorum. Nedenine gelince kitap inanılmaz Jane Eyre kitabına benziyor. Kopya anlamında demiyorum olumlu anlamda söylüyorum. Jane Eyre romanına bayılmış biri olarak, daha cesur bir kalemle farklı bir hikaye kurgusuyla ele alınmış temaya bayıldım.

Kitap sıkıcı Londra gecelerinden birinde arka sokaklarda başlıyor. İki karakteri bedensel olarak bir araya getiren bir gece yaşanıyor. Dönem romanlarına bayılan biri olarak, bu kitapta vıcık vıcık bir aşk hikayesi yok bunu belirtmem lazım. Yani demek istediğim dönem romanlarında klasik bir sıralama vardır. Karakterler birbirleriyle tanışır, -ki genelde ilk görüşte aşık olurlar yada cinsel anlamda birbirlerini çekerler- mutlaka ama mutlaka bir balo faslı yaşanır, ondan sonra ise aşık olan çiftin vıcık vıcık mutluluk+kavgalarını okuruz.

İşte Mary Balogh'un kaleme aldığı Beni Bana Bırak (Gizli İnci) bu klişelerin dışında yer alıyor. Ciddi bir hikaye örgüsü, karakterler arasında adım adım aşkın gelişmesi, boğaza yumru dayayan bir aşk öyküsü yani kısacası dram yönü ağır basan bir 'historical romance' kitabı.

Eğer Jane Eyre kitabını okumuş ve beğenmiş iseniz bu kitabı da seveceksiniz demektir. Baştan sona hikaye örgüsüyle okuyucuyu son sayfaya kadar sımsıkı sarıp bırakmayan bu kitabı sizlere şiddetle tavsiye ediyorum. Sonradan arşivime göz atınca yazarın daha önce yayınlanan Asla Unutulmaz kitabıda bende varmış. Boş bir zamanda tekrar üzerinden geçmek lazım. 

Puan: 10 / 12  

Kalbimi Çaldın ~ Rita Hunter



Bu kitabı Ocak ayında okumuş rafa kaldırmıştım. Ama elim bir türlü klavyeye gitmediğinden yazamadım :D Sepya Yayınevi tarafından ilk baskısı Temmuz/2010 tarihinde yapıldı. Bende ki baskı 3. baskı Eylül/2010. Bu da demek oluyor kitap gerçekten iyi satarak başarılı oldu.

Kitabın konusu internette:

Eğer hemen şimdi konuşmazsan seni zindana attırmak zorunda kalacağım ufaklık.” Kızın gözleri daha da büyüdü ve sadece “Lütfen efendim,” diyebildi güzel dudaklarını bükerek. Birden adam, vücutlarının birbirine yapışmış, elleri kızın ensesinde, son derece samimi bir yakınlıkta durduklarını fark etti ve bedeninde bir sızı hissetti. Yüzleri birbirine çok yakındı. Kızın ensesinde tuttuğu elleri, sıkı topuz yaptığı simsiyah saçlarında dolanmaya başladı bilinçsizlikle. İpek gibi diye düşündü şaşkınlıkla. Tehlikeli yakınlığı kız da hissetmiş olacak ki çırpınmaya başladı adamın ellerinde. Sanki Wayne de bu komutu bekliyormuş gibi kızı iyice kendisine yaklaştırdı ve sertçe dudaklarını öptü ‘Tanrım, çok güzel,’ derken kasıklarına inen sert diz darbesiyle kendine gelerek genç kızı bıraktı ve iki büklüm kaldı.

Kitabın arka kapağında ise:

Cordelia Winslet için Wayne malikanesi, sadece kısa bir süredir orada yaşıyor olmasına rağmen tam anlamıyla bir sığınaktı. Geçinmeleri için dolgun bir maaş, doğanın tüm nimetlerini bir arada barındıran zengin topraklar ve güvenli bir ortam… Büyükbabasının bahçıvan olarak işe başladığı bu görkemli malikaneye, söylemeye mecbur kaldıkları küçük yalanla yerleştiklerinde ne deli dolu Cordelia ne de aklı başında Henry Cornwel başlarının belaya gireceğini düşünmüyorlardı bile. Zaten öyle düşünmeleri için de hiçbir sebep yoktu. Tabii bu varsayım, VII. Wayne Dükü Edward Alexander Wayne’in Londra eğlencelerinden sıkılıp, sahip olduğu topraklara dönmeye karar verdiği an yerle bir olacaktı. .. ve bundan sonra hiçbir şey Cordelia için aynı olmayacaktı… 

Kitabın benim açımdan yorumuna gelince. Cordelia bence başlı başına gıcık bir karakterdi. Abuk subuk yerlerde sinirlenmesi, saflığı ve gereksiz erkeksi davranışları kadın karaktere ısınmamı zorlaştırdı. Dük Edward'ın ise (yanlış hatırlamıyorsam Cordelia 17-18 yaşlarında olmalı kitapta) kendinden yaş olarak çoookk küçük bir kıza ilk görüşte 'kıpırdanması' çok kötüydü bence. 

Dönem kitaplarına olan düşkünlüğüm bu kitabı almama engel olmadı tabii :) Yalnız kitapta çokça yer alan yan karakterler Madeline & Mark Deckett çiftinin hikayelerine yer verilmesi çok sinirimi bozdu. Belli ki bu çiftimiz yazarımız tarafından önceden kaleme alınmış ve Kalbimi Çaldın romanına misafir edilmişlerdi. En sinir olduğum yayınevlerinin kitap sıralamalarına dikkat etmeden rastgele kitap yayınlamaları. Bir bakın kardeşim ya bu kitapların bir sıralaması var mı?? Öfff neyse.. 

Yazarın kitaplarını okuyanların genel bir kanısı mevcut. Yazar 'historical romance' temalı kitapların kraliçesi Judith McNaught'tan fazlasıyla esinlenmiş. Okurken bende bu düşünceye kapıldım ama yazar kalemini başarıyla kullanarak bunu sadece 'örnek almak' olarak bırakmış. 

Diyeceğim o ki.. Kitap bazen eğlenceli, kitabın neredeyse tamamında yanlış anlaşılmaların hakim olduğu, gurur sebebiyle 'gerçek aşkı' kabullenememe :S  ve gereksiz ayrılıklar olan bir kitap. Kitap epey bir indirime girdiğinde almanızı tavsiye ederim. Yoksa gereksiz para vermeyin bence.

Puan: 10 / 7


1 Şubat 2012 Çarşamba

İstanbul Karlar Altında*******

Biliyorum televizyonda insanı kusturana kadar gösterdiler ama ben yine de bu yazıyı yazmadan edemedim. Ben kış mevsimini özellikle kar yağışlıysa çok severim. 7/24 camdan izlesem bıkmam o derece. Eee son iki gündür İstanbul'u esir alan kar dün gece etkisini şiddetle arttırınca ortaya seyirlik ve fotoğraflamalık görüntüler çıktı. İstanbul'da kış mevsimini bir de benim kameramdan izleyin ve görün istedim. 


Saat neredeyse 12 olacak fotoğraflamak için mükemmel zamanlama :)


Saat 00:30 hala dışarıdayım :)



Yukarıdaki iki foto 1 Şubat sabahı saat 07:00'de çekildi. Napayım çok seviyorum kar seyretmeyi. Hava bile aydınlanmamış daha :D


İşe gitmek için yola çıkanlar :(


******* snoww snowww******



Yukarıdaki iki fotoda saat 9 da çekildi. Ne kadar seviyorsam kar ı utanmasam dakika dakika fotoğraflıyacakmışım. euehuhe


Benim gibi kar delisine fotoğraflar yeterli gelmedi tabii ki videoda çektim =))


Sokak lambasının ışığında pek anlaşılmıyor ama deli gibi kar yağıyordu.


Arada hem rüzgarın hemde benim korku filmlerini anlatan nefesim duyulabilir =))))) Ama hava o kadar soğuktu ki ellerimin titrediği görüntüden bile anlaşılıyor.


Bu da sabah saat 8 de çektiğim video. Evimiz cadde hizasında ve köşe başında. Bu yüzden evde otururken bile kar keyfini doyasıya yaşayabiliyoruz. :)

İstanbul'da kar demek kış demek eziyetle eş anlamlı oluyor. Ama eğer evdeyseniz yada işe gitmiyorsanız çok zevkli olabiliyor. İstanbul bu güzel kış mevsimine hasret kalmıştı. Ben kış mevsiminin iyi taraflarını görüyorum tabi. Allah evsizlere, yakacağı olmayanlara ve sokakta yaşayan hayvanlara vardım etsin.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...