10 Nisan 2010 Cumartesi

Takip Etmeyenin Ojesi Bozulsun :D

http://kizsalmevzular.blogspot.com



















Bilenler bilir ancak bilmeyenlere bu güzel blogu tanıtmayı önce kendime sonra canım arkadaşım LaFea'ma borç bilirim.

Hepimiz hayatlarımızda her zaman süslü püslü olamıyoruz. Özellikle buna zamanı, fırsatı,imkanı yada isteği olmayan arkadaşlarımız var. Ben sanırım 'zamanı+isteği' olmayanlar katagorisindeyim. :D Elime rimelimi bile almaya üşendiğim günlerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktur emin olabilirsiniz. Ama zaten her şeyin doğalı güzeldir :P  Yoksa değil midir??

İşte bu şeker insan blogunda yazdığı yazılarla 'Kızsal Mevzularımıza' samimi bir bakışla güzel yazılar yazıyor. Okuması zevkli, izlemesi zevkli, yorumlaması daha bir zevkli. Yani diyeceğim o dur ki sizde takip listenize mutlaka eklemelisiniz.

P.S. : LaFea'm hani o Kittyli çamaşır takımı varya gözüm kaldı yemin ederim. Bak eğer bana bir güzellik düşünmüyorsan çok pis bozuşacağız seninle heeee :D

9 Nisan 2010 Cuma

Eyvahhh Mimlendimmmm!!!!!!!


Tamam relax relax... Panik yok... Kötü, kaka, pis bişi değil bu mim :D Blog dünyasına katıldım katılalı -çok uzun bir süre olmasa gerek- ilk mimimi sevgili LaFea'm dan aldım. Bu değerli göreve beni seçtiğiniz için teşekkürü borç bilirim :D :D :D

“Yaşadığını Hissettiren En Az 10 Şey” konulu mim üzerine neler söylenir, daha kimler seçilip özenli cevaplar alınır bilmem ama bu ilk mim'ime şöyle güzel cevaplar veriyim dimi... :)

Ancaaaakkkk LaFea'm sebeblerim arasında Gong YOO olamaz demiş. Tamam olur :)  zaten YOO'm benim sebeplerim arasında değil 'amaçlarım' listesinde :D O zaman en az 10 tane madde sayalım bakalım.
  1. Hafta sonu (en azından pazar günü) işe gitmemek. Sımsıcak yorganımın içinde birbirinden güzel rüyarlar görerek gündüz geç saatlere kadar uyumak.
  2. En azından son altı aydır vakit buldukça Seoul Restaurant'ta arkadaşlarımla Ramen yemek. Gerçekten ama gerçekten çok leziz. Yaşadığımı hissettiren bir yemek olduğunu söylemek yanlış olmaz. :D 
  3. Annemle beraber Kore ve Japon dizileri izlemek. Tepkilerini ve uzak doğuluların yemek-yaşam kültürlerine her seferinde böylesine şaşırması gerçekten hoşuma gidiyor. Onu da alıştırdık alt yazılı yapımları izlemeye. Gong YOO mu ve diğer aktörleri ayırt edebiliyor. :)
  4. Kitap okumak. Gerçekten ve gerçekten çok severek aldığım kitapları bitene kadar elimden bırakmam. Ancak dönem romanlarını ayrı bir severim. ;)
  5. Yağmurlu günlerde araba yolculuğu. Her ne kadar tehlikeli olduğunu düşünsemde yolcu koltuğunda ön cama vuran damlalarla sileceklerin amansız savaşını izlemek çok dinlendirici.
  6. Tatil demek şart oldu artık. Temmuz ayını dört gözle bekliyorum. Havuz kenarında kokteylimi yudumlamak ve Ipodumda Gong YOO mun 'Norul Saranghae' şarkısı dinlemek. :D
  7. Kış mevimi diyorum. Genelliyorum çünkü hem kar yağışını hemde yağmuru izlemeyi seviyorum. Hele yağmurdan sonra toprak kokusu. Hmmmm...
  8. Evet evet burada ilk kez itiraf ediyorum. Ben bir Formula 1 severim. Yağmurlu havada yapılan bir Formula1 yarışından daha zevkli ne olabilir ki... Sanırım o da -Start- anı oluyor :)
  9. Hayal kurmak... Beni tanıyan herkes hayal gücümün genişliği karşısında hayrete düşüyor. Seviyorum hayal kurmayı.
  10. Veeee tabii kiii hayallerimi gerçekleştirmek. Geçtiğimiz yıl bir tanesinin gerçekleştiğini mutlulukla gururla izledim. Hayatın 'İMKANSIZ' olmadığını gördüm. Hayallerimizle ve onları gerçekleştirmek arzusuyla hayatlarımızı 'Yaşama İSteğiyle' doldurmak. Sanırım en çok sevdiğim madde bu. Koltuğumda geri yaslanmak ve bu duyguyu hissetmeyi. Yani BAŞARMAYI.

Offf maddeleri tamamlarken çok zorlandım. Demek ki kendime 'Yaşadığımı Hissettiren' birkaç sebep bulmam lazım. Birde fazladan uzatmışım sanki maddeleri. Neyse ben böyle beğendim. İlk mim'imi sona erdirirken geleneksel olanı ilk kez gerçekleştirmenin heyecanı içindeyim. O zaman geçtiğimiz sene hayallerimden birini gerçekleştiriken kendi hayalini bizimkine ortak eden Mavi seni seçtim... Hadi bakalım çalıştıralım parmakları.. :)

6 Nisan 2010 Salı

Rüzgar Gibi Geçti…


Hayır hayır... Bu kesinlikle bu film yorumu değil. Geçtiğimiz hafta sonunun berbat geçmesini sağlayan AÖF (Açık Öğretim Fakültesi) Ara Sınavını başarıyla atlatmış bulunuyorum. Değil çalışmak kitaplarımın kapağını bile kaldırmadım. (Mavi ablacım sen sakın beni örnek alma :D )  İşte bu sebeple bana sınavımın nasıl geçtiğini soran herkese aynı cevabı veriyorum. Diyalog aynen şu şekilde gerçekleşiyor:

Diyalogdaki kişiler;

Miss_Nefertiti (Sınavdan Kanter İçinde Çıkan Sıcaktan Bunalmış İnsan yani kısaca SKİÇSBİ :D )

Annem (Sınava Giden Kızını Gözü Yolda Bekleyen Anne yani kısaca SGKGYBA)
  • SKİÇSBİ: Offff yaaa bu da bittii nihayet... (İçinde ders kitapları bulunan poşet bir daha bulunmamak üzere evin ücra köşelerine fırlatılır)
  • SGKGYBA:  Aaaa... Geldin mi kızım. Nasıl geçti sınav? Kolay mıydı? Kolay buldun mu okulu? (Şeklinde sorular zinciri devam eder)
  • SKİÇSBİ: Evet geldim. Sınav mı? Rüzgar Gibi Geçti.
  • SGKGYBA:  ?!????!!!%&%½????
  • SKİÇSBİ: Yani sınav o kadar çabuk geçtiki soruları bile okuyamadım :D  :D  :D  (Yaptığı espirikten sonra kikirdeyen SKİÇSBİ annenin ters bakışlarına maruz kalmak suretiyle sorulara gerçekçi cevaplar mırıldanır)
Evetttt bu sınavıda atlatmış olarak şimdi önümüzdeki sınavlara bakacağız. :P  Şaka bir yana bu boş hayatta şu yaşta sınav stresi çekilmiyor yaaa. Hele sınavların hafta sonunu öldürmesi. Tamamen insanoğluna yapılan en büyük işkencelerden bence. Ne olurdu ki hafta içi yapsalar şu sınavı bizde işe gitmekten kurtulsak :D

Lafı burada sona bağlarken benim gibi sınav mağdurları varsa hepinize geçmiş olsun canlar. Kalın sağlıcakla ;)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...