4 Ağustos 2015 Salı

İş Arama Sıkıntısı...



Haziran sonundan beri iş arama olayına aşırı yoğunlaştım. Öyle ki hala iş arıyorum. Sanal ortamda bütün kariyer sitelerine üye oldum, (gerçi üyeydim, güncelledim :P ) yüzlerce iş başvurusunda bulundum, yetmedi çoğu şirkete+hastaneye bizzat kendim gidip CV doldurdum. 

Peki sorarsanız nedir bu kadar çabanın, bu kadar başvurunun cevap sayısı? O evet sayın okuyucu koskocaman bir SIFIR.

Yüzlerce ve belki de binlerce iş ilanına baktım. Türkiye'de sanırım iş veren kısmında şöyle bir kanı oluşmuş durumda; 30 yaşını geçen herkes ölsün! Cidden. Hangi ilanı açarsam açayım en az 5 yıl tecrübeli 27-30 yaş arasında eleman aranıyor. Hmmm peki biz bu iş eğitimine anne karnında başlayıp, üniversite okurken bir de 5 yıllık iş tecrübesi edinmeli ve sakın ama sakın 30 yaşımızı geçmemeliyiz.

Saçmalığın daniskası resmen. Nedir bu 30 yaş sınırı. İnsan 30 yaşından sonra iş arayamaz mı? 30 yaşında emeklilik kanunu çıktı da benim mi haberim yok?

Bir de şöyle bir durumla karşılaşıyorum sık sık. Türkiye'nin önde gelen firmaları, hastaneleri ve sanayi kuruluşları her gün düzenli olarak bu kariyer sitelerinde iş ilanlarını yayınlıyorlar. Şu aralar sıkı iş arayışı içinde olmasam pek fazla dikkat etmezdim bu duruma. Fakat iki aydan fazladır dikkatle bakıyorum sürekli aynı ilanlar, sürekli aynı pozisyonlar ve sürekli aynı firmalar eleman arayışı içindeler. 

Cahil değiliz elbette biliyoruz biz de firmaların o iş ilanlarını reklam amacıyla verdiklerini. Yalnız sanırım bu büyük ve gösterişli firmalar reklam yaparken imajlarına ne kadar büyük zarar verdiklerinin farkında değiller.


Zira benim gözümde 'bir türlü aradıkları elemanı bulamayan' ve aylardır ilan yayınlayan bu firmalar güvenilir firma listesinde olmuyor. Aynı iş pozisyonu için bu kadar çok ilan yayınlayan, aylardır aradığı elemanı bulamayan firma imajını çatır çatır çiziyor. Gözümde 'iş arayanlar' için güvenilmez, eleman barındırmayan ve belli ki sık sık eleman aramak zorunda olan firma haline geliyor.

Türkiye'de kariyer sitelerinden iş bulunmaz diye bir kural yok. Ben bu siteler aracılığıyla birçok görüşmeye gittim, bir zamanlar iş bulup çalıştım bile. Keşke bu kariyer siteleri kuruldukları amaca hizmet etmeye devam etseler, reklam aracı olarak kullanılmasalar. Ve eleman arayan gerçek iş verenler, iş arayan kişilerle bir araya gelse.

Gerçi gelse ne yazar. Daha geçen hafta iş görüşmesi için gittiğim insan kaynakları müdürü 'bir tanıdığının yönlendirdiği' kişiyi işe alacağını söylediği bir konuşmaya tanık oldum. Adam utanmazca telefonda önümde konuştu. Eee ben daha ne yapayım yani.

Kıssadan hisse; varsa bir tanıdığınız işi de bulursunuz, yolunu da. Yoksa eğer bir tanıdığınız, kimse sizin için elini taşın altına koymuyorsa ne kadar çabalarsanız çabalayın boş. Sizin CV'niz torpilli olanların arasında yok olup gider. 

Ama biliyor musunuz Türkiye'de en çok ne para kazandırır? Umut tacirliği! İşte bu kariyer sitelerinin yaptıkları da tamamen bu. Umudu insanlara satmak. 

Her hayalin... her umudun gerçekleşmesi dileğiyle...


Sevgiler

26 Temmuz 2015 Pazar

Mesafeler...

Şu hayatta tüm mesafeler aşılabileceğine inanıyorum..

Uzaklarda çok uzaklarda ise sevdiğiniz kişi aşılamayacak mesafe yoktur.

İki kalp arasındaki mesafe de öyle. Olur yada olmaz. O mesafeyi aşabilirsiniz.

Ama aşılamayacak mesafeler de var şu hayatta...

Toprak... kara toprak...

Tüm mesafeleri, tüm uzakları aşıp sevdiğinize kavuşabilir, sarılabilir ve koklayabilirsiniz...

Ama toprak.. işte dünyanın en uzak, en derin ve en ulaşılmaz mesafesi.

Sevdiklerinizi, özlediklerinizi koymadan kara toprağa onlara 'Seni Seviyorum' deyin. Yarın değil, bir hafta sonra değil.. Bugün, şimdi söyleyin. Aranıza aşılamaz mesafe girmeden... kara toprak girmeden..

.
.
.



Canım Annem...

Sensiz tam tamına 2 yıl... 730 gün... özledim... Seviyorum..

.
.
.
.
.
.
.
.

21 Haziran 2015 Pazar

Bir Kitap Aşığına Verilecek En Güzel Hediye: Kitap Mührü


2014 Eylül ayından beri İsmek'te devam ettiğim Hasta Kayıt kursumuz Haziran ayında sona erdi. Bu kursun bana kattığı bilgilerin yanında çok değerli hocamızla da tanışmış oldum. Zaten bir noktadan sonra Safiye Hoca'nın dersin çekiciliğini ve katlanırlığını arttırdığını kabul ediyorsunuz. Hayatından verdiği kesitler, sinemaya, kitaplara, müziğe, antik kentlere ve bisiklete duyduğu devasa aşkı anlata anlata bitiremiyor. Ve açıkçası onu böyle izlemek insana hayat enerjisi ve neşe kaynağı oluyor. 

Ne diyordum hediyeydi değil mi esas konu. İşte kurs bitim süresi yaklaştıkça aklımda 'Ne hediye alsak acaba?' soruları çılgın atmaya başladı. Hem güzel, hem orjinal hem de deli dolu hocamızı havalara uçuracak bir hediye olmalıydı.

Epey uzun ve meşakkkatli bir araştırma sonunda bu güzel ve orjinal hediyeyi seçtim. Kitap Mührü evet :) Yurt dışında Ex-Libris (Latince kitap kökeninden geliyor) olarak biliniyor. Tarihi epey eskilere kadar dayanır. 

Peki nedir dediğinizi duyar gibiyim :) Exlibris; genellikle kitabın iç kapağına veya sayfalardan birine basılan, kitaba 'iyelik' kazandıran bir deyiştir. Mülkiyeti ifade eder ve genellikle -in iyelik halini belirtir, isimle devam eder. Örn; Sevda'nın Kitabı gibi.. Amacı ise çok daha güzel bence. Exlibris kitabın sahibini tanıtır, ona aidiyet kazandırır ve onu ödünç alan kişiye onu geri getirmesi konusunda uyarır.

Exlibrislerin tarihi çok eskilere dayandığı bilinse de gerçek exlibrisler matbaanın icadıyla kullanılmaya başlanmıştır. 1400 yıllarında Almanya'da ve 15. yüzyıl başlarında da Avrupa'da kullanılmaya başlandığı kanıtları mevcuttur. O yıllarda kitaplar sadece kiliselerde ve kraliyet ailelerinin elinde bulunuyordu. Matbaanın icadıyla kitaplar çoğaltılmaya başlanınca asıl eserlerin çalınmaya ve orjinalin kaybolması tehlikesine karşı icat edildiği bilinmektedir. 

Ne uzun anlattım değil mi? hihi Ama uzun yazmayı sevdiğimi zaten biliyorsunuz :) İşte bu sebeplerden ötürü bu güzel ve anlamlı hediyeden yaptırmaya karar verdim. Verdim de piyasada bunlardan yapan bir sürü web sitesi ve instagram hesabı var. En iyisini ve en kalitelisini, ayrıca en hesaplısını da bulmak için günler süren bir mailleşme maratonu yaşadım. Ve nihayetinde mührümüzü 'Kitaplarım İçin' de gördüğüm harika örnekler ve iletişimde gösterdiği hassasiyet için onda yaptırmaya karar verdim. 

Şimdi süreci anlatayım size. Nasıl oluyor bu mühür işi nasıl yaptırıyorsunuz? sorularını duyar gibiyim. Önce mühür yaptırmak istediğiniz kişinin en öne çıkan, onu en iyi anlatan özellikleri mühürü yapacak arkadaşa mail yoluyla gönderiyorsunuz. 

  • Kocaman bir kitaplığı var.
  • Bisiklet süremeyi çok seviyor.
  • Antik kentlere bayılıyor (Efes gibi)
  • Müzik dinlemeyi seviyor.
  • Özgür ruhunun ifadesi olarak kuş koyulmasını istiyorum.
  • Safiye'nin Kitaplığı yazsın istiyorum.
İşte bunun gibi başlıca şeyler yazıyorsunuz. Ve tasarımcı arkadaş da yeteneğini ve maharetini mührü tasarlayarak size gösteriyor. Fotoğraflarla devam edelim ;)

Siparişiniz aşağıdaki gibi ahşap bir kutu içerisinde geliyor. Çok şık ve asil bir görünüşü var bence.


Kutuyu açtığınızda bir adet stampa ve güzelce sarılmış mührünüz sizi karşılıyor. 


Mührünüzün sapı da ahşaptan. Tutuşu çok güzel, hafif ve mürekkebi de dağılmıyor. Üstelik çok ama çok uzun süre kullanabileceğiniz, kullanabilecek birşey. 


Ben mühür yaptırmak için aklınızın almayacağı kaynaklara baktım. Yabancı siteler ve tasarımcılar da dahil. Fiyat konusunda hemen hepsi yaklaşık rakamlar veriyor. Ancak hepsinin fiyatını değiştiren etmenler mevcut. Nedir derseniz eğer; mühürlerin boyutları mesela. Daha büyük yada kişiye özel bir model istediğinizde fiyat artıyor yada kutu tercihiniz özelleştirilirse de değişebiliyor. 

Ben bu mührü kargo dahil 75 TL gibi bir rakama yaptırdım. Ama Mayıs ayı başlarıydı ve kampanya vardı. Fiyatlar çeşitli dönemlere göre indirimlere girebiliyor. Tetikte olmak şart ;)

Ben araştırmalarıma ve tasarımcının dönüş hızı+ilgisine bağlı olarak size iki yer önereceğim.

İlki 'Kitaplarım İçin' İnstagram: https://instagram.com/kitaplarimicin/

Ve diğeri de 'Baykuşhane' İnstagram: https://instagram.com/baykushane/

İki tasarımcı da ilgili ve hızlı dönüş yapıyorlar. Baykuşhane biraz daha kişiye özel tasarımlar yapabiliyor. Mühür kutuları yada mühür sapları gibi. Mail yoluyla iletişime geçtiğinizde en saçma sorularınıza bile sabırla cevap verebiliyorlar. İki tasarımcı da güvenilir ve teslim konusunda sıkıntı yaşatmayan satıcılar. Ben hiçbir sıkıntı yaşamadım ve araştırmalarıma göre yaşayan da yok. 

Siz de sevdiğiniz bir arkadaşınıza, öğretmeninize, sevgilinize, hocanıza, kitap aşığı tüm sevdiklerinize böyle bir hediye alabilirsiniz. İnanın tepkileri görülmeye değer. 

Kitap kokusunda bulunan huzur ortak lisanımız olsun.

Sevgiler


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...