21 Mart 2013 Perşembe

Emek Hırsızlığına HAYIR!!!

Dün sevgili arkadaşım winpohu twitterden veryansın ederek bizlerden yardım istedi. Ayrıca bloguna da yazı yerleştirerek oradan da bizlere durumu bildirdi.


Durum böyle olunca bir kenara çekilip oturmak bize düşmezdi. Allah ne verdiyse saldırdık klavyelerimize neresi olursa şikayet ettik. Mesajlarımızla blog sahibine durumu net bir şekilde açıkladık. Örnek benim mesajım aşağıdaki gibiydi.



Sitedeki yazıları ve konuları inceleyince çalıntı yapılan blogun sadece winpohu olmadığını sevdiğimiz bloggerlardan kore-delisi nin de yazılarının kopyalandığını gördük. Kendisi ara ara online olduğundan durumdan haberi yok. Onun hakkını savunmak bizim görevimizdir bu aşamada.

Gerekenler yapıldı, mesajlar yazıldı ve blogger olmanın anlamı olarak tek bir bilekle hakkımızı savunduk. Nihayetinde yazılar kaldırıldı ve usulüne uygun olarak bir özür yazısı yayınlandı. İsmi geçen site http://koredizileri.netai.net/  şimdi bağlantıya tıkladığınızda sizi koca bir boşluk karşılayacak ama ben dün akşam gerekli ekran görüntülerini almıştım. 

Hassasiyetle bu konuda bize destek veren herkese arkadaşlarım adına buradan ben de teşekkür ederim.

Buyrunuz.Yaptığımız yorumlar ve cevaplarıyla bloggerların gücü.



Bu site sahibinin açıklaması ve özürü. Biz bloggerlar olarak bunu sağladığımız için kendimizle gurur duyuyoruz. Yazıda ilk başta özür namına hiçbir şey yoktu. Sadece üste çıkmaya çalışır bir açıklama vardı. Tepkilerimizle bu hale getirdik.







Bugün winpohu ve kore-delisi arkadaşımızın başına gelen yarın öbür gün bizim başımıza da gelebilir. Elinizi taşın altına koymaktan çekinmeyin. Emeğinize sahip çıkın. Kendini uyanık sanan, akıllı geçinen, bizleri aptal yerine koymaya çalışanlara karşı biz bloggerlar birbirimizin arkasını kollayacağız. Mikal zia arkadaşımızın yorumuyla durum aynen böyle ifade edilebilir hehehehe


Bu da böyle bitmiş olsun. Hadi ben kahveyle çay içmeye gidiyorum. 

Sevgiler :)

Edit: Kore-Delisi konu hakkında engin görüşlerini bu yazısında bizlerle paylaştı :)

8 Şubat 2013 Cuma

Pek Kişisel Mim

Blog arkadaşlarım mydestiny ve harmony halmeoni beni mimlemiş. Mimi kim ne zaman başlattı bilmiyorum ama şu ara bloglarda sık sık bu mimi görmemiz mümkün. Mimi yazmaya başlamadan aşağıdaki resmi kullanmak zorunluymuş.



Mimin şartları şöyle açıklanmış "Sana sorulan 11 soruyu cevapla, kendin hakkında 11 gerçek yaz, yeni 11 soru yaz ve bunu takipçi sayısı 200'in altında olan 11 bloggera pasla."  Hmm tamam peki elimizden geleni yapalım bakalım.

Mydestiny'nin sorularını cevaplayalım bakalım;

*Hayatının kitabı?


- Judith McNaught Düşler Krallığı :) Hayatımda dönüm noktası diyebilirim. Tamamen habersiz olduğum historical romance türüyle beni tanıştırdı bu kitap.



*En en en sevdiğin filmi?


- En en en sevdiğim film sırasında LORT üçlemesi hala birinciliğini koruyor. Her izleyişimde ilk kez izliyormuş gibi heyecanlanıyorum.


*En sevdiğin kitap cümlesi/paragrafı?


- Özellikle not ettiğim bir kenara yazdığım bir kitap sözü yok aslında ama son olduğum Kır Zincirleri romanında kadın karakter sevdiği adamdan ayrılırken şu sözü söylemişti 'Onsuz günler önümde aşılmaz sıra dağlar gibi uzanıyordu' Okuduğumda hoşuma gitmişti :)


*En sevdiğin dizi?


- Şu sıralar birçok diziyi aynı anda izliyorum. Amerikan dizilerinden Game of Thrones kore dizilerinden ise Coffee Prince birinci sırada benim için.


*Görmeyi istediğin ülke?


- Bu soruya şu anda Hawaii diye cevap vereceğim. Bunda izlediğim Hawaii Five-O dizisinin etkisi çok büyük. Mutlaka gidip görmeyi istiyorum.



*Yarım bıraktığın kitap(lar)?


- Eskiden olsa bu soruyu cevaplarken zorlanırdım. Vikitap sayesinde artık hiç zorlanmıyorum :) Vikitaptaki listeme göre 4 tane kitabı yarım bırakmışım. Bunlar;
** İskoçyalı'nın Gelini - Michele Sinclair 
** Masumiyetin Tadı - Stephanie Laurens
** Yıllar Sonra - Sandra Brown


*En sevdiğin Yeşilçam filmi?


- Aradan yıllar geçse de büyük usta Münir Özkul'un oynadığı Bizim Aile filmi benim için hala birincidir. Çok severim ne zaman görsem izlerim.


*Eğitim hayatın boyunca en sevdiğin ve en nefret ettiğin dersler?


- Kısaca: Matematik :))


*Uğurlu eşyan var mı?


- Yok ama olmasını isterdim açıkçası :)


*Bıkmadan dinlediğin şarkı/şarkıcı?


- Uzak doğu şarkıcılarından K.Will'i çok seviyorum bıkmadan tekrar tekrar dinliyorum. Onun haricinde One Republic Say-All I Need şarkısı şu aralar en çok dinlediğim şarkı.


*Blog okumak mı yazmak mı daha eğlenceli?


- Açıkçası okumak. Yazmayı da seviyorum ama ben okumayı özellikle gezi bloglarını çok seviyorum. Hele ki blog yazarının kalemi güzelse değmeyin keyfime :)


Harmony Halmeoni 'nin sorularını cevaplayalım şimdi de :)

1) Bir arkadaşın (A) başka bir arkadaşının (B) arkasından kötü şeyler konuşuyor ve bu konuşmaya sen de şahit oluyorsun. Ve A, B'nin en yakın arkadaşı. Duydukların karşısında ne yaparsın?

- Beni tanıyanlar haksızlığa dayanamadığımı bilir. Eğer A benim -bir- arkadaşımsa bu konuşmayı duymamdan sonra ancak sümüğüm olabilir. En yakın arkadaşının arkasından konuşan biri herkesin arkasından gönül rahatlığıyla konuşur. Hayattan tereddütsüz çıkarılması gereken insan türlerinden birisi. Eğer yok çıkaramıyorsan hak ettiği değeri vereceksin; yani sümük muamelesi yapacaksın.

2) Oyuncu-şarkıcı vs. olmak istiyorsun ve o alanın uzman kişilerinden biri seni keşfetti, ünlü olma konusunda seninle ve ailenle konuşmak istediğini söyledi. Tepkin ne olur?

- Hiç öyle bir isteğim olmadı ama soruya göre -eğer- olsaydım sanırım bu yaşımda ailemin iznini almama gerek kalmazdı :D Tepkim mi? Kontrat nerede? hehe

3) En çok hayalini kurduğun şey ne?

- Özellikle son zamanlarda seyahat etme hayalleri kuruyorum. Kendi kendime uçak biletleri bakıyorum fiyatları araştırıyorum. Sonra gitmek istediğim yerde konaklama şartlarına fiyatlarına bakıyorum. Gidilecek yemek yenilecek yerlere bakıyorum. Kısacası gidemiyorum ama hayalini gerçekçi bir şekilde kuruyorum :)

4) Rüyanda gördüğün şeylerin gerçek hayatta da karşına çıktığı oldu mu?

- Hiç başıma gelmedi :) ama hiç unutmam Göktürk 2 uydusu fırlatılırken her halde sağda solda duydum emin değilim. Sonra uydunun fırlatıldığı gün rüyamda Göktürk 1 uydusu fırlatılıyormuş onu görmüştüm. Akşam haberleri izlerken Göktürk 2'nin fırlatıldığını görünce 'vayyy anasını' demiştim hehe

5) Şu an hangi şarkıyı dinliyorsun?


6) Yabancı bir ülkeye çıkacaksın, bavuluna kıyafetler dışında 3 şey koymana izin veriliyor, onlar ne olur?

- Harici diskim, bilgisayarım ve fotoğraf makinam.

7) Asla yapmam diyip yaptığın şeyler neler?

- Aslında hayat bana -ASLA- dememeyi acı şekilde öğretti. O yüzden asla yerine -BELKİ- kullanıyorum sıklıkla :D Tavsiye ederim.

8) Canın çok sıkkın, dün aldığın çikolatayı yeme ümidiyle dolabı açtın. Ama yerinde değil! Ne olacak şimdi?

- Birşey olmaz bakkal hemen evin karşısında. Hatta mim geldiğinde üşenmeyip saymıştım. Bakkala gidiş 40 adım geliş 40 adım. Dert etmeye canımı daha fazla sıkmaya gerek yok yani :))

9) Yolda sakin sakin yürüyorsun. Karşıdan gelen bir çocuk seni parmağıyla göstererek gülmeye başladı. Neden olabilir?

- Ona gerizekalıymış gibi bakıp yoluma devam ederim. Sonuçta ben sakin, akıllı ve çocuk değilim.  Görmezden gelirim. 

10) Mektup arkadaşın var mı, yoksa olmasını ister miydin?

- Yok maalesef. Bir ara cidden olmasını istemiştim. Ama maalesef son zamanlarda kendime bile zaman ayıramıyorum. O yüzden şimdilik askıda olan bir istek benim için. 

11) Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?

- Soracak 11.soruyu bulamayıp bunu sordun dimi uyanık seni :D Yumurta tavuktan çıkar. Güzel rabbim ol demedikçe yumurtada ne can olacaktır ne de tavuk. Yani bence nihayetinde Tavuk yumurtadan olur.

Evettt sorular cevaplandı. Şimdi kendi hakkımda bilinmeyen 11 gerçeği yazacağım :)

  • Benim Harlequin Kitapları koleksiyonum var. Öyle böyle değim. 300 tane falandır sanırım. Hatta 1 numaralı kitap bile var elimde.
  • Nasıl olduğunu bilmiyorum ama karşımdaki insanlara büyük bir güven aşılayan bir görünüşüm yapım var sanırım. Hastanede kaldığımız dönemlerin birinde yanımızdaki refakatçi bir yere gidecekti. Bileğindeki altın bilezikleri (!) çıkarıp bana emanet etmişti. Yine bir gün emniyet genel müdürlüğüne bir iş için gitmiştim dedektörü fark etmeyip yanından geçmiştim. Fark edince geri dönmek istedim. Görevli memur geç geç dedi!! Havada karada güveniyorlar bana.
  • En sevdiğim yemek ramen diye yazacağım maalesef hehehe Ne var yani belki bilmeyen vardır :D
  • Bir keresinde minibüse binip ücreti vermeyi unutmuştum. Sanki babamın arabası gibi inip eve gelmiştim. Daha da kötüsü bunu 3-4 gün sonra fark ettim.
  • Kısa ve minyon yapımdan ötürü genelde minibüs ve otobüslerde okul öğrencisi sanılıp öğrenci ücretine tabi tutuluyorum. Minibüs şöförüne 1.5 TL uzatıyorum. Öğrenci 1 TL diyip 50 kuruşumu geri veriyor. Bugüne kadar bu duruma hiç itiraz etmedim hehe
  • Bir de benim küçük bir kız çocuğu olduğumu düşünüp ellerini kafama koyup beni -seven- insanlar var. Hehehe 28 yaşındayım diyemiyorum bi türlü :D
  • İnanılmaz tamir yeteneğim var. Elime ne alsam tamir ediyorum. En son amcamların doğalgaz sobasını !! tamir ettim. Her geçen gün kendimi aşıyorum.
  • Acayip düzen takıntılıyım. Geçtiğimiz pazar doğu denizi ile buluştuğumuzda haricilerimiz karışmış. Onun ki bende şimdi. Hariciye baktıkça içim gidiyor. Dizi isimleri karışık indirildiği gibi duruyor bazılarında kendime zor hakim oluyorum düzeltmemek için. Tamam tamam itiraf ediyorum bazılarını dayanamayıp düzenledim. 
  • Nefertiti nickimi The Mumy filmlerinden etkilenerek kullanmaya başlamıştım. Rachel Weiz en sevdiğim bayan oyunculardan birisidir.
  • İlk okuldayken sınıf öğretmenim bana cimcime derdi. Ortaokulda öğretmenlerim fındık şeker gibi şeyler dedi. Lisede öğretmenlerim minikprof derlerdi. Sevdiklerinden olduğunu düşünmek istiyorum. AÖF sınavları için kendi lisemde sınava girmek zorunda kalmıştım bir keresinde. Alakasız sevmediğim öğretmen yanıma gelip minikprof nasılsın demişti. Pfff 
  • İlk okul 3.sınıfa kadar olan zamanı hatırlamıyorum. Yani hatırlamıyorum derken okuldaki zamanı diyorum. Sıfır arkadaş sıfır. Ne öğrendiğim bir şey ne arkadaşlar ne de dersler. Hatırladıklarım mı? Tahtaya boyum ermezdi öğretmen kucağına alırdı yada tebeşirlik kısmının dibine yazabilirdim ancak. Ufacık minicik olduğumdan dolayı herkes pek severdi mıncırırdı müdür bile!! Liseye kadar hep en ön sırada oturmak zorunda kaldım bu yüzden.
Ohh zor kısım bitti. Şimdi kendi sorularımı sorma zamanı :))




1- Sevdiğin hoşlandığın birisi var. İlgisinin farkındasın. Ama ilk adımı bir türlü atmıyor. Dayanamıyorsun artık. Ne yaparsın?

2- Sihirli bir lamba buldun. Tek bir dilek hakkın var. Ve bunlar sonsuz dilek hakkı ve maddi anlamda zenginlik olamaz.

3- Zamanda yolculuk etmek için tek bir hakkın var. Hangi zamana neden gitmek isterdin? Yada gitmek ister miydin?

4- Çok önemli bir iş görüşmesinde, yemekte yada misafirliktesin. İstemeden gaz çıkardın? Ne yapacaksın?

5- Çok sevdiğin ve görmek istediğin aktör, şarkıcı yada ünlü birisi bilet sırasında önünde dikiliyor. Ve hiç kimse onun orada olduğunun farkında değil. Ne yaparsın?

6- Çok lüks arabası olan çok çok zengin ve bekar birisi sana arabasıyla hafifçe çarptı. Ne yapacaksın peki. Şu videodaki gibi mi yapacaksın  yoksa birşey olmamış gibi mi davranırsın?

7- Çok kalabalık bir mekanda cadde yada büyük bir cafe gibi bir yerde birden etrafından SWAT polisleri uzun namlulu silahları suratına doğrultup hep bir ağızdan 'Eller yukarı' 'yat yere yat yere' diye bağırmaya başladı. Ne yapacaksın?

8- Eğer teknoloji televizyonların içinden istediğimiz dizi yada filmin içine girmemize imkan verecek kadar gelişseydi hangi dizi yada filmin içine girmek isterdin?

9- Çok önemli biriyle yemektesin mesela başbakan. Yediğin yemekte kıl var. Tepkin ne olacak?

10- Tam babanla okula, işe yada gezmeye giderken önüne adamın-kadının biri fırlayıp sana ilan-ı aşk etmeye başlıyor. Açıklamanı duyalım. Babana yani :D

11- Bir sabah uyandın ve artık internet ve telefon diye birşey yok. Sonsuza kadar yok olmuş. Tepkin ne olur?

Ve sorularımı da sordum. Bu mimi yazmamış 11 kişiye paslamak gerekiyor. Bende LaFea, Pudra Tozu, Doğu Denizi, Winpohu, Kaktüs, Kore Esintisi, Peri benim blog listemde bu mimi yazmamış paslayabileceğim 8 kişi var maalesef. Napalım bu seferlik böyle olsun :)

Mimi yazacak arkadaşlara kolay gelsin. Güzel ve orjinal sorular sormaya çalıştım hehe

26 Ocak 2013 Cumartesi

Kır Zincirlerini ~ Monica McCarty

Sevmek kendini onda kaybetmektir.

Kitabın kapağı yukarıdaki kelime ile süslü. Ve bence kitabı anlatan en doğru kelime olmuş. MacLeod kardeşleri serisinin son kitabını da bitirmiş bulunuyorum. Serinin kitaplarına baktığımızda Asi ve Kır Zincirlerini daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. Maskesiz romanı da güzeldi ama daha çok sarayda ve siyasi+politik olaylar zincirinde geçtiği için biraz bunalmıştım. Asi ve Kır Zincirlerini Highland'da geçiyor. Okurken ilk uçakla kendinizi İskoçya'nın yemyeşil kırlarına atmak istiyorsunuz. Yazar Monica McCarty çok başarılı tasvir, anlatım ve kurguyla yazıyor. Judith McNaught ile gönlümdeki birincilik tahtını paylaşıyorlar :) 


Bu üç kitap MacLeods of Skye Üçlemesi olarak bize ulaştı. Asi Ekim/2010, Maskesiz Şubat/2011 tarihlerinde mükemmel bir çeviriyle yayınlandı. Kır Zincirleri bana arkadaşım Pudra Tozu'nun doğum günü hediyesi. Vikitap sayesinde artık kitapları kaç günde bitirmişim onu da yazabiliyorum. Ben kitabı annem hastanedeyken okumaya başlamıştım. 30/12/2012'de başlamışım 24/01/2013 tarihinde bitirmişim (25 Gün). Yavaş okuduğum bir kitap oldu. Sebebi kitapla alakalı değil. Günlük yaşamın zorluğundan elim kitaba bir gitti bir geldi. 

Kitabın detaylarına göz atalım.



Kitap Koridor Yayınları tarafından Kasım/2011 yılında Kır Zincirlerini ismiyle yukarıdaki kapakla raflarda yerini aldı. Yazar Monica McCarty tarafından Eylül/2007 yılında Highlander Unchained adıyla aşağıdaki kapakla yayınlandı.



Koridor Yayınlarının kapak seçimi ve tasarımı her zamanki gibi çok başarılı. Yine bu romanda tasarım değişse de konunun özüne sadık kalınmış. Kitabın içinde anlatılan karakterler kapaktaki kişilerle uyumlu. Dikkatli ve özenli bir tasarım. Koridor Yayınlarına teşekkürler. 

Kitabın Konusu: 

Lachlan Maclean, klanını korumak için her şeyi göze almıştır. İskoçya’nın en inatçı kızını, onu evliliğe ikna etmek gibi gizli bir emelle kaçırması gerekse bile. Vahşi arzulara sahip, emirler yağdırmaya alışkın bir lider olan Lachlan, güzel Flora’nın alevler püskürmesine hiç hazır değildir. Flora onun klanını kurtarma planını sekteye uğratacak ve sert, yontulmuş görüntüsünün altındaki yumuşak kişiliğini ortaya çıkararak, belki de felaketine neden olacaktır. 

Highland’daki en büyük evlilik ödülü olan Flora ne pahasına olursa olsun siyasi bir anlaşma gereği feda edilen annesinin kaderini yaşamamaya kararlıdır. Kendisini esir alan kişiye gaddarlığının bedelini ödeteceğine dair yemin eder ve tehlikeli bir tutkuyla onu cesurca bir irade savaşının içine sürükler. Geçmiş bir trajedinin ağır ağır kaybolmakta olan laneti ise henüz söze bile dökülmemiş aşklarının önünde büyük bir engel oluşturacaktır.

Flora MacLeod: Asi ve Maskesiz romanlarımızdaki kahramanlarımız Rory ve Alex'in en küçük kız kardeşleri. Hem annesi hem de babası tarafından köklü klanlara bağlı olması mükemmel bir mirasa sahip olmasını sağlıyor. Annesi tarafından ailesinden kopuk bir şekilde büyütülen Flora fazlasıyla annesinin düşüncelerinin etkisinde kalıyor. Annesinin dramatik hayatını fazlasıyla içselleştiren Flora evleneceği erkeğin 'mutlaka' kendi seçimi olmasını ve onunla evlenen erkeğin 'sadece' onun için evlenmesini istiyor. Güzel, gözü pek, cesur ve her zamanki gibi erkek karakterimizin gözünde eşsiz bir kadın karakter karşımızda.

Lachlan MacLean: Evlenmek aklında olan en son şey olan zor durumdaki klan lideri. Çok zor durumdayken beklenmedik bir yerden gelen teklifle yolunu Flora'nın yoluyla çakıştırıyor. Aile ve klan söz konusuysa eğer yapılan herşey Lachlan'ın gözünde kesin bir 'doğruluk' içeriyor. Küçük yaşta klanının başına geçmek zorunda kalan, güçlü ve acımasız düşmanının karşısında eli kolu bağlanmış bir adam. Riske atacağı herşeyi gözünü kırpmadan yapar. Ama ya sevdiği kadın? İşte Lachlan MacLean hayatının en büyük çıkmazıyla karşı karşıya. Ya bütün gerçekler ortaya dökülecek yada tüm yüreğini ortaya koyup sevdiği kadın için savaşacak.

Monica McCarty'den inanılmaz müthiş tasvirlerle harika bir kitap karşımızda. Çelikten örülü kaslar, müthiş bir güç, harika mükemmel bir erkek karşımızda :)) Yazar her zamanki gibi okuyucularına görsel bir şölen hazırlamış doğrusu. Kitap her iki karakter gözünden büyük bir başarıyla anlatılıyor. Ama ben açıkçası Flora'nın gözünden okumayı daha çok sevdim. Özellikle Lachlan'ın üstsüz dolaştığı bölümlerde ister istemez karın kaslarını süzerken buluyorsunuz kendinizi :) İster istemez yanlış oldu 'zevkle' demek daha doğru olur sanırım :D 

Kitaptaki anlatımlar hem karakter hem de mekanlar olsun çok ama çok başarılı. Bazı sahnelerde İskoçya kırlarının yeşili ve yağmur kokusunu neredeyse burnunuzda hissediyorsunuz. Gözünüzde canlandırmanız çok kolay oluyor. Tabi ki bu yazarın kaleminin başarısı. İskoçya kırlarında, dağlarında, kalelerinde, göllerinde mükemmel bir gezi ve yanında içinizi sımsıcak yapacak bir aşk hikayesi. 

MacLeod kardeşler serisi yani 'MacLeods of Skye Üçlemesi' bence okunması gereken kitaplar arasında olmalı. En azından türünün sevenleri, 'historical romance' tutkunları mutlaka okumalı. Kitapların seri olduğunu aklınızdan çıkarmayın ve sırlamaya göre okuyun. Özellikle hoşunuza gidecek olan detay her kitabın sonunda sizleri bekliyor. Kitaplarda geçen tüm karakter ve mekanlar tamamen gerçek. Yazarımız Monica McCarty sadece aradaki bağlantıları güzel aşk hikayeleriyle süslüyor.

Puan:10/8


MacLeods of Skye Üçlemesi:

1- Asi 

Keyifli okumalar.. 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...