7 Ocak 2011 Cuma

Çabuk İyileş Küçük Yıldız....

Değerli arkadaşım tarih geçtiğimiz çarşamba ameliyat oldu. Zorlu ve çok stresli olan bu dönemde rahatsızlığımdan dolayı yeteri kadar yanında olamasam da kendisini çok sevdiğimi ve kısa zamanda iyileşmesi yolunda dileklerimi bir kez daha buradan yineliyorum.

Dostum Lafea Perşembe günü tarih'imizin yanında olmak için İzmir'e uçtu. Şimdi onun yanında. Küçük yıldızımıza hepimizin adına göz kulak oluyor.

Çabuk iyileş yıldızımız. Senin ışığına ihtiyacımız var. Çünkü bilinenin aksine biz ışığımızı güneşten değil dostluğumuzdan alıyoruz. Kısa zamanda o neşeli, o heyecanlı ve o içten gelen yazılarınla dönüşünü bekliyoruz. Bizi habersiz bırakma sakın.

Görsel Kaynak: burada

6 Ocak 2011 Perşembe

Düşler Krallığı... Bu Mim'dur ^_^

Canım dostum mavi bana bir süre önce şu yazısıyla bir mim göndertmişti. Kitaplarla ilgili olan bu mimi geç cevapladığım için kendisinden bizzat özür diler, o güzel yanaklarında kocaman öperim :D

Şimdi mimin konusu kitaplığınızdan rastgele bir kitap seçmek ve 55.sayfasındaki satırları buraya yazmak (50 de olabilir bak emin olamadım şimdi), kitabın elinize geçiş hikayesini de mime eklemektir. Bu mimi alan arkadaşlar genellikle kurallara riayet etse de kural dışına çıkanlarda olmuş. Ki bende bunlardan biri olacağım.

Görsel Kaynak: burada


Kitaplığımda enn sendiğim, okumaktan asla bıkmadığım, benim için 'hala' yazılmış en iyi roman karakterlerini barındıran, okunmaktan içi dışına çıkmış mükkemmel kitabımı seçtim. Yani şahane yazar Judith McNaught'un Düşler Krallığı romanını. Kitabın 55 veya 50. sayfalarını yazmak yerine en sevdiğin sahnelerinden birini yazacağım.


Kızı peçesinden kavradı, başını geriye itti. 'Kımıldama!!' diye kükredi. Sanki doğa bile ona itaat etmişti; tutsakların acı dolu iniltileri kesilmiş, askerlerin çıkardığı metalik sesler durmuş, büyük meydana olağandışı, ürkütücü bir sessizlik çökmüştü. Jenny'nin nabzı çılgın gibi atıyor, saç derisi acıyordu. Gözlerini sımsıkı kapayıp Kurt'tan büyük olasılıkla kendisini öldürecek yumruğun gelmesini bekledi.



Ama yumruk gelmedi. Hem korkudan, hem de yenemediği bir meraktan ilk kez gözlerini açıp baktı ve O'nun yüzünü gerçekten gördü Jenny. Karşısında dikilen bu şeytanın görüntüsü, Jenny'yi dehşet içerisinde bağırttı neredeyse: Adam çok iriydi. Devasaydı. Saçları siyahtı, siyah pelerini arkasında dalgalanıyor, rüzgarda ürkütücü bir şekilde uçuşuyordu. Ateşten yükselen alevler ona gerçek bir şeytan görünümü veren gölgeler düşürerek, onun şahini andıran kara yağız çehresinde raks ediyor, tuhaf gözlerinde alev alev yanıp, bu gözler adamın sakallı, bitkin yüzünde dökme gümüş renginde kömür taneleri gibi parlayana dek onları ısıtıyordu. Geniş omuzları, geniş göğsü ve adaleli kollarıyla Herkül'ü andırıyordu. Jenny bir bakışta bu adamın yapmakla suçlandığı alçakça işleri gerçekten de yapabileceğini anladı.



Cesur bir şekilde ölün! Çabuk ölün! sözleri kulaklarında yankılandı.



Jenny başını çevirip dişlerini adamın kalın bileğine geçirdi.

Kitabın elime geçişi ise zor olmuştu. Kitabın bendeki baskısı Şubat 2007. Ben kitabı çıkar çıkmaz aldım denebilir ama bulmam zor olmuştu hatırlıyorum. Kitabı Bakırköy Carousel Migros'ta bulmuş, zorda olsa almıştım. O gün bugündür kitap onlarca kez tarafımdan bıkmadan, tek bir sayfası bile atlanmadan tekrar tekrar sevilerek okunur.

Judith McNaught daha iyisini yazana kadar bu da böyle sürer gider.. ;)

Mimi isteyen herkes üzerine alıp blogunda yazabilir. Ama adetendir ya illa birine göndermek gereklidir. Eee ebeyi seçtim o zaman mydestiny seni seçtim canım :)

21 Aralık 2010 Salı

Doğumgünü(m)... Hemde 'Sevdiklerimle' ♥

Resimsiz bir post olacak. Bari kulaklığımda çalan şu harika şarkıyı dinleyiverin :) Sözleri çok anlamlı ;)

Rascal Flatts - I'm Movin On





Hatırlayanından, unutanına... Kırgın yada üzgün değilim. Aksine çok mutluyum şu an. Sevdiklerim yanımda, dostlarım yanımda...Kısaca değer verdiklerimle beraberim. Huzurluyum, mutluyum... Son 5-6 ay benim için çok zor ve kötü geçti.  Artık hatırlamak bile istemeyeceğim şeyler yaşadım. Ama beni tanıyan herkes çok iyi bilir. Ben bir işi yaparsam her zaman 'en iyisini' yaparım. Dolayısıyla bir insanı silmek söz konusu olduğunda üzerine çizgi çekmekte benden daha başarılı kimse olamaz.


Şimdiye kadar bu konu hakkında bir satır bile yazmadım. LaFea'm hep yaz rahatla, kendini deşarj et diyor bana. Hiç zamanı değil ama şu an yazmak istedim. Bilenler biliyor gerçi ama yine de bu satırlar anlamsız gelenlerde olabilir. Bu sebeple kısaca bahsetmek yerinde olur kanımca.


Geçtiğimiz Haziran-Temmuz döneminde 11 yıllık taa liseden 'bi-insan'la  (burada bahsi geçen bi-insan eskiden ennn iyi arkadaş'tı) aynı yerde çalışıyorduk. Ki o  'bi-insan' ve benim aramızdan su sızmaz, en özelden en gizliye herşeyimizi paylaşırdık. Daha da öteye gider hatta birbirimize kardeş bile derdik. Şahsi görüşüm uçurumdan atlasa tereddütsüz arkasında giderim derdim. Neyse zaten bu sıfatlara değmezmiş. İşte bu ' bi-insan' o dönemde yani Haziran-Temmuz döneminde bi tuhaflaşmaya başladı. Gerginleşti falan. Neyse mevzuyu yumurtladı sonunda. Sözde -sözde diyorum çünkü ben ASLA böyle birşey yapmadım- ben msn de bilimum kişi veya kişilerle 'bi-insan' hakkında ileri geri konuşuyormuşum. Ağıza alınmayacak kadar kötü şeylermiş. Duyunca el ayak boşanıyormuş falan o derece. Ben doğal olarak ne duyduğunu ne gördüğünü sordum. Söyle dedim. Cevap 'Sana bunu söylemek zorunda değilim'. Eeee o zaman defol git....  Neyse konuyu fazla uzatmayayım gereksiz can sıkıcı 'bi-insan'dan bahsederek. İşte bu meseleden o kişi 11 yıllık arkadaşlığı çöpe attı. Patrona gidip hakkımda çalışmıyor, işini yapmıyor vs.. gibi şeyler söylemiş. Senelik izine çıktığım Temmuz ayında da patrona izine çıktığımdan haberi olmadığını söylemiş (ki biz tarihi Nisan ayında kesinleştirmiştik bu meselelerden önce). Nihayetinde zaten çalışmadığımı düşünen patrona tazminatsız işten kovulmamı söylemiştir. İşte kendisi böyle adi bi-insan dır. Kendisi daha ağır tabirleri hak etmektedir. Ancak ben ne yazık ki basit bir insan için bu kadar küçülemem.  Lakin yaşadığımız her an kendisine lanet edip, hakkında ailece+dost+akraba beddua etmeye devam ediyoruz. Severek hemde hergün...


İşte böylesine üzücü ve böylesine yıkıcı bir dönemde yanımda olan canım bidanem dostum LaFea'm iyi ki varsın ey dost. Şu hayatta kim bilir daha neler görüp yaşayacağım bilmem ama Allah'ım dilerim beni hep mutluluk hep dostluk ve hep iyi insanlarla karşılaştırsın. 10 yıllık insandan görmediğim yakınlığı arkadaşlığı senden gördüm. Hep böyle kal emi... Benim dostum olarak.


Ailem yanımda oldu her zaman, destek oldular bana. İş bulamadığım sıkıntılı depresif dönemde, huysuzluğuma aksiliğime hiç ses etmediler. Hep sevdiler koşulsuz.. Canım ablam ve ailem sizleride seviyorum...


Tarih'im canım seni de unutmadım tabii. 21 Aralık olur olmaz telefonumu bipleterek beni unutmadığını hemencik gösterdin canım. Seninle ben şu 3-4 ay hayatımızın umarım SON zor zamanlarımızı geçirmişizdir. Kendi dert tasama düştüğümden seninde yanında olamadım gerektiği gibi canım... Ama sen beni affedersin dimi... :)  Beraber nice yıllara diyorum canım..


Kimler yok ki yanımda olanlar mavi'm mesela onu da unutmamalı. Msn den dertleştik onunla. Canım hep dinledi ağzı var dili yok :P  Uzaklarda ama yüreğimizde hemen yanımızda olan şeker insan sakın bizi unutma tamam mı!


Nihayetinde bu sene Sevda çoook şey öğrendi. Kendimi aştım artık. Daha ileri bir noktadayım. Sadece kendim için varım. İnsanları düşünerek hareket etmiyorum. Artık merkezde 'BEN' varım. Seviyorum yeni beni..Sizde sevin tamam mı :)  Gülüyorum, eğleniyorum, geziyorum, tozuyorum. Bunları yaparken de kimseyi umursamıyorum. Yolda yürürken kahkaha atıyorum.. (tabii kendi kendime değil. bişeye gülerken mesela :D  ) Kime ne.. Umrumda bile değil... Sonuçta hayat benim hayatım.. Karşımda ki deli olduğumu düşünse ne yazar... Umrumda değil ki...  Anlatmak istediğimi beni ancak tanıyanlar bilir. Rahat tavırlarımı, o canlı heyecanlı halimi. Full enerjiyle dolaşmamı, enerjimi etrafa yaymamı.... Anlatamıyorum...Tanımanız lazım.. :)


Yeni yaşımda sadece şunları diliyorum. En mutlu biz olalım, en dost, en arkadaş, en yakın, en sırdaş, en huzurlu, en heyecanlı, en AŞK dolu.... yani EN BİRİNCİ hep biz olalım canım dostlarım.. Sevdiklerime, sevenlerime, dostlarıma, hatırlayıp birkaç satır yazanlara yani kısacası beni ben olduğum için seven herkese Doğum Günümü hatırladığınız için teşekkür ederim.


Hayret hiç Gong'dan bahsetmemişim. Ama telefonla aradı aşkitom (bu tabiride geçen bir arkadaştan duydum) doğum günümü kutladı-demek isterdim. Ama zaten maksat Gong'dan bahsetmek değil mi :) :)  Her sene Dünyanın En Güzel Gülen Adamına da teşekkürü bir borç bilirim. Sayesinde çok harika insanlarla tanıştım. Seviyorum Gong seni..Sırf bu yüzden....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...